Dünyada “acıların kadını” olarak tanınan Frida Kahlo’dan çok daha fazla acı yaşamış olan Lütfü Oflaz’ın hayatı kitap oldu. İşte Lütfü Oflaz’ın hayatından bazı özetler:
Lütfü Oflaz ayakları çarpık olarak doğdu. Bebek yaşlarında içine çelik tabanlıklar konulan ayakkabılarla yürümek zorundaydı.
Çocuk yaşında çok ağır bir kaza geçirdi. Bedeni hurdahaş olmuş, iç organları bile hasar görmüştü. Götürüldüğü hastanede doktorlar “Bu çocuk yaşayamaz, yaşasa bile yürüyemez” demişti.
Çocuk yaşında çelik korse içine alındı. Çelik korse bedenini bir mengene gibi sıkardı. Henüz ufacık bir çocuk olan onun körpe derilerini kanatırdı. Doktorlar, “Bu acılara dayanacaksın; ileride kanayan derilerin nasır tutacak; bu kadar acı duymayacaksın” diye onu avutmaya çalışırdı.
Acı çeke çeke acılara alıştı. Derken iyileşti. Önce yaşamayı, sonra yürümeyi başardı. Koşmaya bile başladı. Hayat koşusunda kendisinden kat kat sağlıklı insanlarla yarıştı.
Çocukluğunda yaşadıklarını hiç unutmadı. Gençliğinden beri vaktinin bir bölümünü, geçirdiği ağır kazalar sonucu hastanelerde acı çeken, kimi kimsesi olmayan insanların acılarıyla boğuşmalarına yardımcı olmak için ayırdı. Gönüllü hasta bakıcılık yaptı.
Kimsesiz insanların kimsesi, çaresiz insanların çaresi olacak pek çok sosyal yardım faaliyetlerinde çığır açtı. Yeryüzü Sağlıkçıları, Yeryüzü Vicdanlıları, Yeryüzü İyilik Hareketi, Yeryüzü Sofraları, Yeryüzü Sağlık Evleri gibi pek çok sosyal yardım, paylaşım faaliyetlerinin fikir babası, öncüsü oldu.
Çocukken annesi iki kez intihar etti. Annesi hastanede ölümle boğuşurken babası ona “Annen ölürse ben sana bakamam, seni yetimhaneye vereceğim” dedi.
Babası, kızına da bakmamış, onu terk edip gitmişti. O kız daha sonra Darülaceze’ye bırakılmış ve orada ölmüştü. Ablasının bu şekilde öldüğünü öğrendiğinde şoka girmişti.
Çocukken yaşıtı olan komşularının kızı en yakın arkadaşıydı. Bir gün babasını, çocuk yaştaki komşularının kızını taciz ederken gördü. Babasına “Bırak arkadaşımı” diye bağırınca, komşu kızı babasının kollarından kurtulup kaçtı.
Gözlerinde miyop astigmat, göz tansiyonu, sinek uçuşmaları gibi görme kayıpları oluşturan göz hastalıkları vardı. Bir gün gözündeki retina da yırtılınca acilen yapılan ameliyatla kör olmaktan son anda kurtuldu.
Uykudan adeta ter gölünün içinde uyanırdı. Tıbbi tetkikler sonucu anlaşıldı ki, uyuduğunda nefes alabilmesi için varla yok arasındaki akciğeri bir maratoncunun sarfettiği eforu sarfediyordu. Bu da olağanüstü bir terlemeye neden oluyordu.
Cildi çok kuru, teri en yüksek oranda asitliydi. Çok asitli olan teri cildini tahriş ediyor, çok kuru cildinde sanki onlarca arı sokuyormuş gibi bir durum oluşuyor, çıbanımsı kabarcıklar türüyordu. Bu durum dayanılmaz ızdırap oluşturuyordu.
Normal insan kulağının duyamayacağı kadar uzaklıktaki sesleri bile, sanki kulağının dibindeymişçesine gürültülü şekilde duyuyordu. Bu durum uyku bozukluğu gibi sağlık problemleri oluşturuyordu. Kendisi için özel üretilen ses kesici kulaklıklar bile bu şekilde duymasına engel olamıyordu.
Çocukluğunda olan büyük depremde beşik gibi sallanan evlerinden dışarı çıkmak üzereydiler ki evleri üzerlerine yıkıldı.
12 Eylül askeri darbesi döneminde hukuksuz yargılamaları, işkenceleri protesto etmek için insan hakları kampanyası başlattı. Götürüldüğü işkencehanede gördüğü ağır işkenceler sonucunda zaten ağır yaralı olan bedeni iyice hırpalandı.
Darbecilere yazıları ve eylemleriyle karşı çıktığı için avukat savunması yaptırılmadan, temyiz hakkı kullandırılmadan, Askeri Yargıtay’ın içtihatları bile çiğnenerek mahkum edildi. Onun mahkumiyeti dünya hukuk cinayetleri tarihine geçti.
Faşizme karşı yazıları ve eylemleriyle mücadele ettiği için faşistlerin hedefi oldu ve içinde bulunduğu otomobil silahlı saldırıya uğradı.
Lütfü Oflaz şu anda 74 yaşında ve doğumundan yaşlılığına kadar giderek daha da artan sağlık sorunlarıyla gece gündüz boğuşuyor.
Yaşlı insanların barınacağı, bakılacağı Yeryüzü Sağlıklı Yaşam Evleri kurma çalışmalarını sürdürüyor.
Asla başarılamaz denilenleri başarmış bir adam olarak acıyı bal yapmaya devam ediyor.
